Doğadan Hayata Köprü Buluşmaları’nın altıncısı gerçekleşti

Ahşap bazlı panel sektörünün global markası Kastamonu Entegre, KEAS Konsept Stüdyo’da düzenlediği Doğadan Hayata Köprü Buluşmaları’nın altıncı oturumunda 9 Köy Sosyal Kooperatifi ve Devridaim Enstitüsü kurucusu Yasemin Uluçınar ve Döngüsel Tasarım kurucusu mimar Özgül Öztürk’ü konuk etti. Mimarlık ve tasarım sektöründen dinleyicilerin katılımıyla gerçekleşen söyleşide “Döngüsel Üretim Modelleri ve Döngüsel Tasarım” konusu ele alındı.

Döngüsel ekonomi ve döngüsel moda nedir?

“Döngüsel ekonomi nedir?” sorusu ile başlayan oturumda, sürdürülebilirlik kavramlarını ve bu çerçevede yaptığı çalışmaları paylaşan Devridaim Enstitüsü Kurucusu Yasemin Uluçınar “Doğal yaşamda çöp diye bir kavram yoktur, tüm kaynaklar canlıdır. Yani bir türün atığı, diğer bir türün besinidir. Biz buna döngüsel ekonomi diyoruz. Döngüsel ekonomi biraz da kişisinin kendisine dönmesi demektir, bireysel olarak atıklarımızı ya da atık miktarlarımızı en aza indirme çabamızla bunu gerçekleştirmiş oluyoruz” şeklinde konuştu. Geri dönüşüm ve ileri dönüşüm kavramlarının birbirinden ayrı olduğunun da altını çizen Yasemin Uluçınar; geri dönüşüm yeniden değerlendirme imkânı olan atıkların çeşitli fiziksel veya kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle tekrar üretim sürecine dahil edilmesiyken, İleri dönüşümünün, atık konumuna düşmüş bir ürünün yeni bir işlemle değer kazandırılarak yeniden kullanıma sunulması olduğunu belirtti. Moda sektörünün iklim değişikliği ve ekolojik krizi en çok etkileyen alanlardan biri olduğunu söyleyen Uluçınar; “Giysilerin kullanım süresi azaldıkça moda sektörünün çevreye zararı artıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü (UNEP) verilerine göre moda sektörü için her yıl 93 milyar metreküp su kullanılıyor. Bunu önlemek için de döngüsel moda şart. Sürdürülebilirliğin üç ayağı vardır; üretim, tasarım ve tüketim. Bunu moda sistemine uyarladık ve “Döngüsel Moda Kolektifi’ni kurduk” dedi.

Döngüsel tasarımla dünya birinciliğine yolculuk

Döngüsel Tasarım’ın kurucusu mimar Özgül Öztürk ise bir mimari yapının insana ve doğaya saygılı olabilmesi için bulunduğu coğrafyanın ekolojik döngüleri içerisinde bulunmasını, doğadaki yerel malzemelerle inşa edilmesini ve ömrünü tamamladığında da aynı yerde toprağa dönüşmesi gerektiğini söylüyor. “Nimri’de Yeniden Hayat” projesi ile Yves Rocher Vakfı’nın düzenlediği “Toprağın Kadınları” yarışmasında 2016 yılında hem dünya birinciliği hem de büyük jüri dünya birincilik ödülünü alan ilk kadın olan Özgül Öztürk, Elazığ’ın Nimri ilçesinde hayata geçirdiği ekolojik mimari yapısını katılımcılara anlattı. Küresel ekonominin şu anda yalnızca yüzde 7,2’fdönffsinin döngüsel olduğunu belirten Öztürk şunları söyledi; “Artan malzemenin çıkarılması ve kullanımı yıldan yıla daha da kötüye gidiyor, bu nedenle inşa edilmiş çevre çok önemlidir. İnsan sağlığı ve çevreye saygı çerçevesi içinde yapıların, atık yönetimine uygun, biyo bazlı malzemelerden oluşan, çevreyi ve mimariyi besleyen döngüsel tasarımlarla inşa edilmesi gerekir. Bizim mottomuz şu, geçmişin bilgeliği, bugünün tekniğiyle geleceği tasarlıyoruz” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x